26 Mayıs 2019, 07:45 tarihinde eklendi

Takvimler Nasıl Oluşmuştur?

Takvimler Nasıl Oluşmuştur?

Takvimlerin Tarihi ve Çeşitleri

İnsanoğlu var olduğu günden beri zamanı ölçmek istemiştir. Eski zamanlarda insanlar, daha çok Güneş’in ve Ay’ın hareketlerine göre zamanı tahmin etmeye çalışmışlardır. İlerleyen zamanlarda, yıldızların hareketlerinin de yıllık ve mevsimsel farklılıklar oluşturduklarını fark etmişlerdir. Ve insanoğlu yıldızların yörüngelerini takip ederek, devasa boyutlarda takvimler ortaya çıkarmaya başlamıştır. En bilinen örneklerinden biri İngiltere’deki meşhur Stonehenge’dir.

Stonehenge tapınağı, devasa bir yıldız takvimidir. Dönemin astronomları, bu yapının içerisinde yıldızların ya da Güneş ve Ay’ın hareketlerine bakarak mevsimlerin geliş zamanlarını ve mevsimler değişimleri önceden tahmin ederlerdi. Benzer yapılardan Amerika’da, Asya’da, Avrupa’da ve Dünya’nın birçok yerinde bulunmaktaydı fakat günümüze bu yapılardan çok azı ulaşmayı başardı.

Bildiğimiz anlamdaki takvimin temelleri ise, Sümerler tarafından atıldı. M.Ö 3500-4000 yılları arasında Sümerler, bilinen ilk programlı organize takvimi ortaya çıkardı. Bu takvim oldukça ilginçti, çünkü 12 aydan oluşuyordu. Sümerler, bir yılın 365 günden oluştuğunu fark etmişlerdi. Buna göre bir yılı 12 aya bölmüşlerdi ve her ayda ortalama 30 gün vardı. Bu takvim mekanizması, Sümerlerden Orta Doğu ve Anadolu’ya yayıldı. Mısır ve Yunanistan üzerinden de Roma’ya geçti.

Günümüzde kullandığımız Miladi Takvim’in temelleri ise Romalılardan gelmiştir. Romalılar, başta daha farklı bir takvim yapısı kullanmaktaydı. Takvimin başlangıcı olarak Roma Şehri’nin kuruluşunu gösteriyorlardı. Bu takvimde sadece 4 ay bulunmaktaydı. Kesin bir takvim değildi, sapmaları vardı ve problemler çıkarmaktaydı. Bu durum, Roma gibi bürokrasinin çok ciddi olduğu bir ülkede ciddi sıkıntılar meydana getirmekteydi. M.Ö 46 yılında Mısır’ı fetheden Jül Sezar, Mısırdaki astronomların yardımıyla yeni bir takvim ortaya çıkarttı. Eski takvimin yerine ortaya çıkan bu takvim, günümüzdeki takvimin temelini oluşturmuştur. Bu takvim 12 aydan oluşmaktaydı, bazı aylar 30, bazı aylar 31 günden oluşmaktaydı. Eskisine göre daha az hatası ve sapması olan bir takvimdi. Sezar’dan sonra tahta çıkan Octavius, ismini Augustin olarak değiştirdi ve babası olarak gördüğü Jül Sezar’ın ayından (Julius yani July ayından) hemen sonraki ayı kendi ayı olarak ilan etti ve bu ayın ismi değiştirilerek Augistin oldu. Fakat Sezar’ın ayı July (Temmuz) 31 günden oluşurken, Augistin’in ayı (Ağustos) 30 günden oluşuyordu. Augistin, takvimde bir değişiklik yapılmasını istedi ve Şubat ayından 1 gün daha alınarak, Ağustos ayına eklendi. Böylece Temmuz ve Ağustos ayları 31 günden oluşuyordu.

Bu takvim yaklaşık 300 yıl boyunca kullanılmaya devam edildi. M.S 4. Yüzyılda bu takvimde başka değişiklikler yapılmaya başlandı. Bazı önemli günlerin tarihleri değiştirildi. Miladi Takvim, kullanılmaya devam edildi ancak kusursuz değildi, bazı kusurları bulunmaktaydı. 16. Yüzyılda Vatikan bu takvimde bazı düzenlemeler yaptı ve bu takvimi Gregoryen Takvim olarak kullanmaya başladı. Bu tarihten itibaren Avrupa’da coğrafi keşifler başladığında ve Avrupalılar Dünya’nın diğer kıtalarında kendi hegemonyalarını kurmaya başladığında, kendi Miladi Takvim’lerini de dünyanın dört bir yanına yaymaya başladılar.

Dünya’da şuanda en çok kullanılan takvim, Gregoryen yani Miladi Takvim’dir. Bunun dışında, Çin hala 12 hayvanlı takvimlerini kullanmaya devam etmektedir ancak bu kültürel ve halk bazındadır. Çin devlet bazında bütün resmi prosedürlerini Miladi Takvim’e göre uygulamaktadır. Arap Yarım Adası ve Orta Doğu’da da Hicri Takvim yani Ay Takvimi kullanılmaya devam etmektedir. Fakat bu da toplumsal ve dini bazda kullanılan bir takvimdir. Suudi Arabistan ve diğer Orta Doğu ülkeleri de resmi olarak Miladi Takvimi kullanmaktadır.

Türkler Hangi Takvimleri Kullanmışlardır?

Türkler, uzun yıllar boyunca Çinlilerden aldıkları 12 hayvanlı takvimi kullanmışlardır. Fakat Selçuklular Dönemi’nde Türkler de takvimlerini değiştirerek Hicri Takvim’i kullanmaya başlamışlardır. Uzun yıllar boyunca, Osmanlı’nın son yıllarına kadar Hicri Takvim kullanılmaya devam edilmiştir.

19. Yüzyıl’ın sonlarında devlet Miladi Takvim’e de geçmiştir. Uluslar arası ve resmi işlerini Miladi Takvim’e göre düzenlemeye başlamıştır. Fakat gerçek anlamda Miladi Takvim’ e geçiş Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanmıştır.

Şu anda kullanılan Miladi Takvim de tam olarak kusursuz değildir. Aradan geçen binlerce yıl içerisinde düzenlemeler yapılsa da hala kullandığımız Miladi Takvim’de bazı ufak tefek pürüzler bulunmaktadır. 1 yıl tam olarak 365 gün 5 saat 47 dakika ve 48 saniyeden oluşmaktadır. Miladi Takvim’de 1 yıl 365 gün olarak sayılmaktadır ancak artan 5 saat 47 dakika ve 48 saniye göz ardı edilmemektedir. Bu artan zamanlar her 4 yılda bir 28 Şubat’a 1 gün eklenerek 29 Şubat yapılmakta ve artan zaman kullanılmaktadır.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *